Bize Ulaşın

    Bostancı Mah. Prof. Ali Nihat Tarlan Cad. Bostancı İş Merkezi No: 5/14 Kadıköy – İstanbul

    Bizi Arayın
    0534 585 03 88

    E-Posta Gönder
    info@anatoliapsikoloji.com

    Manik-Depresif Bozukluk

    2 yıl önce · · Manik-Depresif Bozukluk için yorumlar kapalı

    Manik-Depresif Bozukluk

    Herkese Merhabalar🥳

    Uzun çok uzun süredir tempom nedeniyle yazılarıma odaklanamadım.

    Bir fırsat yakalayıp toparladıklarımı paylaşacağım.

    Bugün, Manik-Depresif Bozukluktan bahsetmek istiyorum.

    Hepimiz dönem dönem kâh bulutların üstünde, kâh kuyunun dibinde hissederiz. Uçmaktan sürünmeye, taşmaktan hareketsizliğe, tam güçlülükten tükenmişliğe.. salınan bir sarkaç misali.

    Elbette her böyle hissedilmesi bizi Mani ve Depresyon tarafına sürüklemez.

    Lakin belirtilerin şiddeti ve sürekliliğine dikkat kesilmeliyiz.

    Manik-Depresif Hastalığın Mani (taşkınlık) ve Depresyon (çökkünlük) dönemleri vardır.

    Bazen Mani dönemi kendisini hafif geçişle “Hipomani” olarak gösterir.

     

    MANİ Dönemimde; Coşkulu, Aşırı İyimser, Kendine Aşırı Güvenli (her şeyi yapabileceğine inanacak şekilde üstün yetenekler olduğu düşüncesi), Cinsel istekte aşırı artma, Muhakeme bozukluğu (almayacağı riskleri alma), uykuda azalma (ama uykusuzluğu hissetmeme), Fazla ve hızlı konuşma, Düşüncelerde hızlanma ve aşırı hareketlilik, hızlı ve kolay sinirlenme..

     

    DEPRESYON;

    Şiddetli mutsuzluk, Ümitsizlik, Yoğun İsteksizlik, Zevk alamama, uykuda artış, halsizlik, düşük konsantrasyon, yaşamdan soğuma ve ölme isteği..

    Hayatı “Ciddi” etkileyen Mani ve Depresyon dönemlerini içeren, farklı isimleri olan

    İki Uçlu Mizaç Bozukluk, Duygu durum Bozukluğu ve Bipolar Bozukluk olarak da bilinir.

    Genetik yatağı olan bu arkadaş %60 soyunuzdan size aktarılır. (Atanıza bir teşekkür borçlusunuz)

    Tabii ki alkol ve bağımlılıklar bu hastalığı ciddi tetikler. Ve mevsimsel geçişlerde de kendini daha çok hissettirir.

    İlkbahar ve yaz Mani, kış Depresyon olarak kendini gösterir.

     

    Tedaviler:

    İlaç ile kombine olan Psikoterapiler.

    Yüksek seyreden durumlarda EKT elektokonvülsif terapiler yapılır.

    Uzman eşliğinde uygulanabilecek Manik-Depresif Bozukluk Testi ile daha emin olabiliriz.

    Testi burdan paylaşmayacağım,

    Çünkü yüksek sonuçlar çıkabiliyor.

    Ama google üzerinden çokça teste ulaşmak da mümkün😏

    Bir uzman eşliğinde değerlendirilmesi sağlıklı olacaktır.

    Evet burdan bu kadar anlaşabiliyoruz, kendinize bir iyilik yapın ve Terapiye gidin😎

     

    Kucak Dolusu Sevgiler🫶

    Elif KANTÜRK
    Uzman Klinik Psikolog

    Anatolia Psikoloji Danışmanlık Merkezi

    Dışarı Bakan Rüya Görür, İçeri Bakan Uyanır

    2 yıl önce · · Dışarı Bakan Rüya Görür, İçeri Bakan Uyanır için yorumlar kapalı

    Dışarı Bakan Rüya Görür, İçeri Bakan Uyanır

    Dışarı Bakan Rüya Görür, İçeri Bakan Uyanır.

    Who looks outside, dreams; who looks inside; awakes.
    Carl Jung

    Jung’ in kurduğu psikoloji ekolünün özünde bize bireyleşme sürecini vaat eder. Onun kurduğu ekolün özü budur.
    İnsanı ortaya çıkaran katmanları tam anlamıyla çözmek imansızdır, insan bu nedenle bir muammadır. Ancak yine de hayatta işler yolunda gitmediğinde başkalarını suçlamak yerine, “kendi doğamıza” bakabiliriz.
    Kendimizi tanımak için atacağımız her bir adım bu yüzden hayati önemdedir.
    Kitabında bahsettiği Kısımı çok önemsiyorum;
    “Kendi içine bakmaya cesareti olmayan herkesin yaşamı bulanıktır.” Dahası bu bulanıklık dünyayı da bulandırır.

    Sevgiler

    Elif KANTÜRK
    Uzman Klinik Psikolog

    Anatolia Psikoloji Danışmanlık Merkezi

    Travmaların Geçmişten Uzanarak Yeni Bir Kurban Seçme Gücü

    5 yıl önce · · Travmaların Geçmişten Uzanarak Yeni Bir Kurban Seçme Gücü için yorumlar kapalı

    Travmaların Geçmişten Uzanarak Yeni Bir Kurban Seçme Gücü

    Herkese Merhabalar✨
    Size çok önemli bir güçten bahsetmek istiyorum.
    Travmaların geçmişten uzanarak yeni bir kurban seçme gücünden..!
    Buda demek oluyor ki, anneniz doğmadan önce bile, Annenizin, Büyükannenizin ve Sizin ilk izleriniz “Hepsi Aynı Bedendeydi” .
    3 Nesil aynı Biyolojik Çevreyi paylaşır..!
    Yani ebeveynin Travması, çocuğunun travması haline gelebilir. Ve çocuğun gerek “Duygusal”, gerek “Davranışsal” problemleri ebeveynini AYNALAR!
    Çok üzgünüm belkide sebepsiz yere oluşan duygu durumlarınız, ve bilmediğiniz acı çekmenize sebep olan çözülmemiş travmalar (ya da sebepsiz olduğunu düşündüğünüz) size ebeveyniniz tarafından bırakılan kötü bir miras olabilir.
    Kalıtsal Aile Travmaları,
    Kalıtımsal zincirde yer alan acı her zaman kendi kendine sona ermeyebilir, ya da zamanla azalmayabilir. Asıl travmayı yaşayan kişi ölmüş olabilir, hikayesinin üstü örtülmüş ve yıllar içinde saklı kalmış olsa bile hayat tecrübesine ilişkin parçalar, anılar ve hisler ile yaşamaya devam eder.
    Nasıl olur?
    İlk başlarda genetik mirasımızın yalnızca anne-babamızdan aldığımız kromozomal DNA 🧬 yoluyla aktarıldığına inanılıyordu. Kromozomal DNA saç, göz ve ten rengi gibi fiziksel özellikleri aktarmakla sorumludur.
    Şaşırtıcı biçimde bütün DNA’mızın %2 sinden az kısmını oluşturur. Diğer %98 lik bölüm ise “kodlanmayan” DNA dır. Ve kalıtımla aldığımız duygusal, davranışsal ve karakter özelliklerinin birçoğundan sorumludur.
    Etkilenmiş olan DNA bizlere rahmin dışındaki dünyaya hazırlamaya yardımcı olan bilgileri aktarır. Ve çevremize uyum sağlayabilmemiz için ihtiyacımız olan belirli özelliklere sahip olmamızı sağlar.
    Yani benzer stress faktörlerine hazırlıklı olmak için hayatta kalmamıza yardımcı olacak belirli araçlar ile doğarız.
    Bu iyi bir haber! Ve “Terapiler” için çok kıymetlidir!!!
    Çünkü stresli durumlara uyum sağlamamıza imkan veren içsel bir yetkinlik veya çevresel esneklik ile dünyaya geliriz.
    👇🏻
    Bu içsel yetkinliğimizi farkedebileceğimiz tek ortam kendimiz ve özgeçmişimiz ile yüzleştiğimiz psikoterapi ortamıdır.
    Kişi kendi özgeçmişinde bulduğu içsel yetkinliği ile kaderinin yeniden yazılması yolundaki engelleri aşabilir.
    Kendinize Şans verin 🍀

    Sevgilerimle

    Elif KANTÜRK
    Uzman Klinik Psikolog

    Anatolia Psikoloji Danışmanlık Merkezi

    Kış Depresyonu

    5 yıl önce · · Kış Depresyonu için yorumlar kapalı

    Kış Depresyonu

    RUHUNUZ MEVSİM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIR MI?

    Kış Depresyonu 🥶 ❄️

    İlkbahar ve Yaz mevsimleri herkesin kendini şarj ettiği mevsimlerdir. Bu mevsimlerde kimse eve kapanmak istemez, güneşli güzel günlerde parklara, sahillere atarız kendimizi. Yaz gecelerinde de gökyüzü̈ ile yıldızımız barışıktır, gökyüzüne bakarak buluruz huzur.

    Gelgelelim önce Sonbahar, ardından da Kış kendisini hissettirmeye başladığında şarjımız azalmaya başlar. Öyleki imkânımız olsa “Eylül ayından Mart ayına uyumak isterim” zira pilim zayıflıyor deriz😊

    Herkeste bulunduğu sanılan bu duygu hali bir “Mevsim Depresyonudur”, ve sadece depresyona meyilli insanlarda çıkar.

    Sonbahar ve Kış aylarında bazı belirtilerle ortaya çıkan depresyon türüne “Mevsime Bağlı Duygusal Rahatsızlık (SAD) ya da Mevsimsel Depresyon diyoruz.

    SAD kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülür. Çoğunlukla 20li yaşlarda başlayıp, 40lı yaşlara kadar mevsimsel değişimlerde görülen bir durumdur.

    Depresyona giren kişi de bunu ancak etrafına baktığında görür, bakar ki hayat devam ediyordur. Herkes onun gibi nedensiz bir sıkılma, huzursuzluk, keyifsizlik, hiçbir şey yapmama halleri içinde değildir.

    Mevsimlerle Barışmada Alternatifler;

    ❄️Kapalı ve bulutlu havalarda bile canınız istemese bile kendinizi zorlayıp hergün dışarıda vakit geçirmeye çalısın. Gün ışığının etkileri yararlı olacaktır.

    ❄️Yeme alışkanlığınıza dikkat edin, herzamanki yeme düzeninizden daha farklı olarak yeme istekleriniz olabilir. Farkında olun.

    ❄️Hareket serotonin salgılanmasını artırır. Bunun için 3 gün günde yarım saat egzersiz yapmak iyi gelecektir.

    ❄️Kendinizi ait hissettiğiniz çevrelerden uzak kalmak istediğiniz bir dönemdesiniz. Aman içinizdeki sesi dinleyip yatmayı tercih etmeyin, sosyal çevreniz ile vakit geçirmeye kendinizi zorlayın! .

    ❄️Hobiler edinin, ve ya yaptığınız hobilerinizi devam ettirin. Erteleme huyunuzun sesini kesin, ve işe yaramaz yapsamda zevk almam diyen sese kulak vermeyin

    . ❄️Paranız ve zamanınız varsa sıcak ülkelere bir tatil yapabilirsiniz (bu bir kaçış̧ olmasın yüzleşmek en sağlıklısı👍🏿)

    🥶Bunların hepsi çok zor ve yapacak motivasyonum gerçekten yok diyorsanız kendinize bir iyilik yapın ve Profesyonelden destek alın🤗

    Sevgiyle Kalın♥️

    Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur

    6 yıl önce · · Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur için yorumlar kapalı

    Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur

    Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur

    Herkese Merhabalar,
    Çocukluk, çocukluk ve yine Çocukluk diyerek başlıyorum 🎈
    Evet, Her insanın Özü, Anavatan’ı kendi Çocukluğudur.
    Ve Her insan “kendi çocukluğunun” özgürlüğü kadar Hayata, Yaşama bağlanır.
    Bağlanmak çok önemlidir, ve taa anne karnına ve hatta ve hatta kuşaklar öncesine gider.
    3 kuşak öncesindeki büyükannenizin travması genetik akarımla sizin travmanız haline gelebilir!
    Yani annenizin Travması geçmişten uzanarak bugünün kurbanı olarak sizi seçmiş olabilir..
    Buda demek oluyor ki anneniz doğmadan önce bile, Annenizin, Büyükannenizin ve Sizin ilk izleriniz “Hepsi Aynı Bedendeydi” .
    Çünkü 3 Nesil aynı Biyolojik Çevreyi paylaşıyor 👉🏻Ki ebeveynin Travması, çocuğunun travması haline gelebiliyor.
    Ve çocuğun gerek “Duygusal”, gerek “Davranışsal” problemleri ebeveynini AYNALIYOR..
    Evet Anavatana geri Dönmeliyiz! Orada çözülmeyi bekleyen çok iş var.
    Çok üzgünüm belkide sebepsiz yere oluşan duygu durumlarınız, bilmediğiniz ve acı çekmenize sebep olan çözülmemiş duygular, travmalar (yada sebepsiz olduğunu düşündüğünüz) size ebeveyniniz tarafından bırakılan bir mirastır. Asıl travmayı yaşayan kişi ölmüş olabilir, hikayesinin üstü örtülmüş ve yıllar içinde saklı kalmış olsa bile hayat tecrübesine ilişkin parçalar, anılar ve hisler yaşamaya devam eder.
    Ama siz bu travmayı çözerek en başta kendinizi ve gelecekte ki aktarımı kurtarabilirsiniz.
    Siz ve sizden gelecek kuşaklara aktarılacak travmaları durdurabilirsiniz.
    Bu durumda, Bir “Birey” yada “Ebeveyn” Terapiye giderse 5 Nesil kurtulur ifadesi nasılda yerini buluyor.

    Çocukluğumuza Dokunabildiğimiz, Anavatanımızı Keşfetmeyi Tercih Ettiğimiz bir Yaşamımızın Olmasını Dilerim✌🏻

    Sevgilerimle

    Elif KANTÜRK
    Uzman Klinik Psikolog

    Anatolia Psikoloji Danışmanlık ve Eğitim Merkezi

    Duygusal Hafıza

    6 yıl önce · · Duygusal Hafıza için yorumlar kapalı

    Duygusal Hafıza

    Herkese Merhabalar;

    Duygusal Hafıza Üzerine biraz düşünerek ilişkimizde ki bazı çözümsüzlükleri çözebiliriz💫

    Hatıralar kadın hafızasında nasıl depolanıyor bakalım mı🥰👇🏻

    Bir an için her iki cinsin beyinlerindeki duygusal bölgeleri gösteren bir harita metaforu düşünelim;

    Erkek beyninde, bu alanları bağlayan yollar patikalar gibiyken, Kadın beyninde, bu bağlantılar otobanlar gibi olurdu😁

    Yapılan bir araştırmada Michigan Üniversitesinde’ki araştırmacılara göre “duygusal deneyimler” söz konusu olduğunda erkekler beyinlerinin tek bir tarafını kullanırken, kadınlar beyinlerinin iki tarafını da kullanıyorlar.

    Ayrıca araştırmacılar kadınlarda duygu merkezleriyle ilgili bağlantıların daha aktif ve daha geniş olduklarını buldular.

    Yapılan bir başka araştırmada Stanford Üniversitesinde’ki çalışmada, gönüllülerin beyinleri taranırken duygusal resimler baktırıldı.

    Kadın beyinlerinde 9 farklı bölge aydınlandı.

    Erkek beyinlerinde 2 farklı bölge aydınlandı .

    Bu araştırmalardan şunlarıyla anlayabiliriz;

    Kadınlar tipik olarak duygusal olayları 👇🏻

    • İlk randevu
    • İlk tatil
    • Büyük kavgalar

    Erkeklere oranla daha canlı hatırlarlar ve daha uzun süreli hafızalarında tutarlar.

    Sonuç olarak;
    Kadınlar erkeğin ne söylediğini, ne yediğini, dışarıda havanın nasıl olduğunu, yıldönümlerinde havanın yağmurlu olup olmadığını rahatça hatırlar…😁
    Haddimi aşarak ve geneli tenzih ederek; 
    Erkekler kadının seksi görünüp görünmediğinin dışında ki detayları unutabilir😁
    Burda bir eleştirim yada övgüm yok!
    Burda sorumlu olan yapı 👉🏻 her iki cins için de duygularımızın bekçisi olan badem şeklinde ki AMİGDALA ‘dır 😎🧠
    Allah kimseyi Amigdala’dan mahrum etmesin 😉
    Siz ilişkilerinizde “duygusal hafızanızın” farklılılığının farkındamısınız🤔

    Sevgilerimle
    Elif Kantürk
    Uzman Klinik Psikolog
    Anatolia Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi

    Travmaların Geçmişten Uzanarak Yeni Bir Kurban Seçme Gücü Vardır

    9 yıl önce · · Travmaların Geçmişten Uzanarak Yeni Bir Kurban Seçme Gücü Vardır için yorumlar kapalı

    Travmaların Geçmişten Uzanarak Yeni Bir Kurban Seçme Gücü Vardır

    Travmaların Geçmişten Uzanarak Yeni Bir Kurban Seçme Gücü Vardır

    TRAVMALARIN GEÇMİŞTEN UZANARAK YENİ BİR KURBAN SEÇME GÜCÜ VARDIR…!

    Buda demek oluyor ki anneniz doğmadan önce bile, Annenizin, Büyükannenizin ve Sizin ilk izleriniz “Hepsi Aynı Bedendeydi” .

     3 Nesil aynı Biyolojik Çevreyi paylaşır..! Yani ebeveynin Travması, çocuğunun travması haline gelebilir. Ve çocuğun gerek “Duygusal”, gerek “Davranışsal” problemleri ebeveynini AYNALAR!

    Çok üzgünüm belkide sebepsiz yere oluşan duygu durumlarınız, durumlarınız, bilmediğiniz ve acı çekmenize sebep olan çözülmemiş travmalar (yada sebepsiz olduğunu düşündüğünüz) size ebeveyniniz tarafından bırakılan kötü bir miras olabilir. 👇🏻 .Kalıtsal Aile Travmaları “Miras”

    Kalıtımsal zincirde yer alan acı her zaman kendi kendine sona ermeyebilir, yada zamanla azalmayabilir. Asıl travmayı yaşayan kişi ölmüş olabilir, hikayesinin üstü örtülmüş ve yıllar içinde saklı kalmış olsa bile hayat tecrübesine ilişkin parçalar, anılar ve hisler yaşamaya devam eder.

    Nasıl olur? ;

    İlk başlarda genetik mirasımızın yalnızca anne-babamızdan aldığımız kromozomal DNA 🧬 yoluyla aktarıldığına inanılıyordu. Kromozomal DNA saç, göz ve ten rengi gibi fiziksel özellikleri aktarmakla sorumludur.

    Şaşırtıcı biçimde bütün DNA’mızın %2 sinden az kısmını oluşturur. Diğer %98 lik bölüm ise “kodlanmayan” DNA dır. Ve kalıtımla aldığımız duygusal davranışsal ve karakter özelliklerinin birçoğundan sorumludur.

    Etkilenmiş olan DNA bizlere rahmin dışındaki dünyaya hazırlamaya yardımcı olan bilgileri aktarır. Ve çevremize uyum sağlayabilmemiz için ihtiyacımız olan belirli özelliklere sahip olmamızı sağlar.

    Yani benzer stress faktörlerine hazırlıklı olmak için hayatta kalmamıza yardımcı olacak belirli araçlar ile doğarız.

    Bu iyi bir haber! Ve “Terapiler” Niçin çok kıymetlidir!!!

    Çünkü stresli durumlara uyum sağlamamıza imkan veren içsel bir yetkinlik veya çevresel esneklik ile dünyaya geliriz.

    👇🏻

    Bu içsel yetkinliğimizi farkedebileceğimiz tek ortam kendimiz ve özgeçmişimiz ile yüzleştiğimiz psikoterapi atmosferidir.

    Kişi kendi özgeçmişinde bulduğu içsel yetkinliği ile kaderinin yeniden yazılması yolundaki engelleri aşabilir.

    Neden Terapiye Gitmeliyim

    9 yıl önce · · Neden Terapiye Gitmeliyim için yorumlar kapalı

    Neden Terapiye Gitmeliyim

    Kişinin duyabileceği her türlü kaynak bilgi ve değişim gücü, kişinin özgeçmişinde mevcuttur. Kişi kendi özgeçmişinde bulduğu içsel yetkinliği ile kaderinin yeniden yazılması yolundaki engelleri aşarak yepyeni bir hayat kurabilmektedir…

    Terapi; kişinin kendisini tanıma ve kendi farkındalığını oluşturma sürecidir. Kişi bu süreçte iç görü kazanarak, kendi duygusal gereksinimlerinin, ilişki kalıplarının, korkularının ve arzularının farkına varmaya başlar.

    Terapi, kişinin iç dünyasında yaşadığı duygusal karmaşanın durulmasına ve ruhsal sağlığındaki dengenin oluşmasında destekçidir.  Terapi yolculuğunda kişi kendisini ve çevresindeki insanları anlamaya başlar ve kendisini iyi “hissedebilmesi” için yaşamsal baş etme stratejileri geliştirmesinde yardımcı olur.

    Terapide çalışılan konular oldukça çeşitlidir, bunlarda sıklıkla çalışılanlar şunlardır,

    • Kaygı (anksiyete)
    • Korku/Endişe
    • Yalnızlık hissi/İzolasyon
    • Stress
    • Özsaygı/Kendilik Değerleri sorunları
    • Erken çocukluk dönemi travmaları
    • Dışlanmış yada inkar edilmiş benliğin tekrar keşfedilip entegre edilmesi

    İşin özü, “Terapiler” Niçin çok kıymetlidir!!!

    Çünkü stresli durumlara uyum sağlamamıza imkan veren içsel bir yetkinlik veya çevresel esneklik ile dünyaya geliriz.

    👇🏿

    Bu içsel yetkinliğimizi farkedebileceğimiz tek ortam kendimiz ve özgeçmişimiz ile yüzleştiğimiz psikoterapi atmosferidir.

    Sarılmak Bir Terapidir

    9 yıl önce · · Sarılmak Bir Terapidir için yorumlar kapalı

    Sarılmak Bir Terapidir

    En son sevdiklerinize ne zaman “sarıldınız”? En son ne zaman duygunuzu paylaştınız? Ve ardından sana sıkıca sarılmak istiyorum dediniz?

    Sarılmak bir Terapidir🌟.

    Kötü hissedilen bir anda bir “Moral’dır, İHTİYAÇ ’tır. Tensel sinirlerimizi uyarır endorfin salımını sağlar. Peki endorfin nedir? En basitinden endorfin acı sistemimizin bir parçasıdır ve “ağrı kesici” etkisi vardır.

    Sonuç̧ sarılma sonrası rahatlamış̧ beyin ve beden.

    Neden beyin çünkü̈ endorfinler beynin ödül merkezinde çalışır. Bu sebeple duygunuz ne olursa olsun “sana ihtiyacım var, korkuyorum, sana dokunmak istiyorum” duygunuzu yansıtıp sarılın. Sarıldığınızda ortaya çıkan rahatlama duygusu sonucunda sarıldığınız kişi ile aranızda bağ̆ kurarsınız.

    Özetle, Sarılın, Konuşun.

    Duygularınızı konuşup onların farkında olmanız sonucunda kendinizi ruhsal anlamda daha güçlü hissedin 💪🏻🧠